metal tadı vardı, metal kokusu vardı. içindeki demiri eritmiştim sanırım, gittikçe yumuşuyordu. ağır metallerini benim içiM eritmişti, aroması ortaya çıkmıştı. geriye ne kalacağını merak ederken ben, o eriyip gidenlerle huzura eriyordu. o daha da huzur bulmak için devam ediyordu ,ben de metaller tamamen akıp gittiğinde geriye ne kalacağını görmek için. tüm zehirli salgıları salgılanıp giderse belki bir bedenin geriye sadece ruh kalır. o hep inanmak istediğimiz titreşimli beyaz saf ruh. işte o ruhu görebilmek için inatla uğraştım ben o karanlıkta o gün o odada. hava normalden soğuktu ama üşütmüyordu. ama uğraşmadan hareketsiz durduğunda az biraz ürpertiyordu. üşütme potansiyeli olan sana göre tavır takınan havalar. o gece havanın beni üşütmeye hakkı vardı. bunu yapmadı. ama şimdi anlıyorum ki daha kötüsünü yaptı; farkettirmeden üşüttü, bir gün sonra üşüttüğümü anladım vücudumdaki kırgınlıktan, anlamamışım başta. hakkıdır. çok haklısın hava. çok haklısın gece. çok haklısınız.
metallerin gerisinde ne mi buldum? metal kokusu sinmiş bir "ben"...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder