12 Ekim 2009 Pazartesi
bünyesel tepkiler
sessiz sanat atölyesinde, sessiz filmler izleyen, sessiz insan topluluğuna sakin sesiyle sakinleştirici şeyler anlatan akıllı bir kadın şöyle dedi:" mutluluklarımız kabuslarımız olabilir..." bu cümleye ya çok fazla konuşarak ya da susarak tepki verilebilirdi. sustum. içimdeki heyecanlı kadın boynumun sağ tarafından kulağıma uzanıp:"hey,baksana! şişşt sana diyorum! mutluluk kabusa dönüşmeden yakalamak için bu kadar heyecanlanıp aceleye getiriyorum ya herşeyi, anlasana işte. hayır dinleme onu. ya da dinle ama şöyle anla: mutluluğun için heyecanlanmayıp ona ulaşmak için emek vermediğin müddetçe kabustasın,. o haldeyken sen kafana takılıp kalmış bir dolu mutluluk sahnesiyle herkesten çok daha karanlıktasın. sustur şunu!" sağ kulağımı kaşıdım. akıllı kadın önümdeki akıllı adamla konuşmaya başladı . adam film boyunca vodka içip gülen çiftin aslında mutlu olmadıklarını söyleyip "aslında biz onların yalnızlıklarını izledik" dedi. o sırada çakırkeyf kadın midemden yola koyulup yemek borumu kullanarak dilimin üstüne kadar tırmandı:" vodka içip de mutlu olmamak mümkün mü? belkıs? kim bu şapşal allasen?! onu alıp devasa bir votka bardağının en dibine atalım, üstüne en az kendisi kadar iri buzlar boşaltıp mutsuzluklara edevat ettiği, o çok küçümsediği vodkayı boşaltalım. buzların üzerinde kayarak, fasıllar okuyacağından enaz ensesine tokatı yapıştırmayı istediğim kadar eminim. o insanları yalnızlaştıran vodka değil de vodkaya sarılmayı icap ettiren ayıltıcı şeyler olmasın? tekme savur şunun sandalyesine, silkelensin!" yutkundum. araya birilerinin bir zamanlar çekmiş olduğu görüntülerden, kesip doğrayıp birleştirip yeni hikayeler yapmış yine bir zamana ait akıllı beyinlerin filmlerini soktu akıllı kadın. sessiz insan topluluğu sessizce izledi. lambalar tekrar yandığında sağ arkada hafif rahatsız bir kadın sesi yükseldi:" neden kendi sahnelerini yapmamış bu insanlar? ne kadar onların bu görüntüler?!" bunun üzerine beynimden yavaş yavaş inmekte olan en gerçekçi kadınım belirdi gözümün önünde:" belkıs, sorar mısın ona, gün boyunca kaç kez kendi gibi olabiliyor ve kendi sahnelerini sadece kendi iradesiyle yönetip hatta oynayabiliyor? kaç evi sahiplenebildi şimdiye kadar? kaç kokuya benim diyebildi? kaç cümleyi tüm kelimeleriyle kendisi oluşturabildi? bahse girerim; her cümlesinde en az 10 kişinin sesini duyabiliriz. üzerinde de bir o kadar kendine ait olmayan koku. kendi kendini yarattığını sanan insancıklar ne kadar yorucu oluyorlar... daha fazla duramayacağım burada, gidiyorum yerime..." gözlerimi ovuşturdum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

çok sevdim yazınıı...
YanıtlaSil